Vuslat Kervanı » TÜRKLER ve OSMANLI İMPARATORLUĞU
1301 (H. 700) Târihli “Çalıca Mülk-nâmesi”
Osmanlı Devleti’nin Kuruluş Târihine ve Osman Gâzî’nin Sakarya Fetihlerine Işık Tutan En Eski Vesîka: 1301 (H. 700) Târihli “Çalıca Mülk-nâmesi” … Yazının Devamı »
Filed under: TÜRKLER ve OSMANLI İMPARATORLUĞU
Murâd Hüdâvendigâr’ın Gâzî Evrenos Beg’e Gönderdiği Mektubun Târihî Önemi
Murâd Hüdâvendigâr’ın Gâzî Evrenos Beg’e Gönderdiği Mektubun Târihî Önemi Kuruluş devrinden kalma resmî vesîka ve belgelerin sayısı neredeyse yok denilecek kadar azdır. Bu dönemin tartışmalı meselelerine ışık tutacak en önemli ipuçları ve kanıtlar, resmî birer vesîka niteliğindeki bu belgelerin içinde yer alır. … Yazının Devamı »
Filed under: TÜRKLER ve OSMANLI İMPARATORLUĞU
Allah’ın Dinine Hizmet
Allah’ın Dinine Hizmet:Tursun Bey’in “Târîh-i Ebu’l-Feth”inde kaydedildiğine göre; Fâtih Sultan Mehmed Hân Trabzon üzerine sefere çıktığında, şehre arkadan ulaşmak için ordusuyla birlikte dağlık ve ormanlık bir arâzîden geçiyordu. … Yazının Devamı »
Filed under: TÜRKLER ve OSMANLI İMPARATORLUĞU
Tarihi Vasiyet
Tarihi Vasiyet: Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi de devletin temellerini adalet üzerine kurmuş ve bu adalet sayesinde Osmanlı dünyaya hüküm eden bir devlet haline gelmişti. … Yazının Devamı »
Filed under: TÜRKLER ve OSMANLI İMPARATORLUĞU
Beşinci Mehmed (Reşad) (1909-1918)
Beşinci Mehmed (Reşad) (1909-1918): Son Osmanlı pâdişâhı Mehmed Vâhideddin’den önce tahta çıkan Sultan Mehmed Reşad Han, Birinci Dünya Savaşı öncesi küffarla çarpışmak üzere cepheye gitmek için yol açıkan asker evlâtlarına, “Cihâd-ı ekber” metninden sonra okunmak üzere şu mânidar fermânı yollamıştı: “Kahraman askerlerim!.. Din-i mübîn’imize, vatan-ı azîz’imize kasteden düşmanlara açtığımız bu mübârek gazâ ve cihad yolunda bir an azîm ve sebâttan, fedakârlıktan ayrılmayınız! Düşmana arslanlar gibi savlet ediniz! Zira hem devletimizin, hem fetvâ-yı şerîfe ile cihad-ı ekbere dâvet ettiğim üçyüz milyon ehl-i İslâm’ın hayât-ı bekâsı sizlerin muzafferiyyetinize bağlıdır. Mescidlerde, Kâbetullâh’ta Huzûr-u Rabbü’l-âlemîn’e kemâl-i gayret ve huşû ile yönelmiş üçyüz milyon ma’sûm ve mazlûm mü’minin kalbinin duâ ve temennileri sizinle beraberdir. Asker evlâdlarım!.. Bugün üzerinize yüklenen vazîfe şimdiye kadar dünyada hiçbir orduya nasîb olmamışdır. Bu vazifeyi ifâ ederken bir vakitler dünyayı titretmiş olan Osmanlı ordularının hayırlı … Yazının Devamı »
Filed under: TÜRKLER ve OSMANLI İMPARATORLUĞU
İkinci Abdülhamid Han (1876-1909)
İkinci Abdülhamid Han (1876-1909): Sultan İkinci Abdülhamid Han döneminde, Osmanlı Devleti’nin Ermenî fesâdı ile uğraşmasını ve gerek mâlî, gerekse siyâsî bakımdan sıkıntılı ve buhranlı bir dönem yaşamasını fırsat bilen siyonist lider Theodor Hertzl, pâdişâhın huzûruna beş kez elçi göndererek; yahudilerin Filistin’den toprak almalarına izin verdiği taktirde, Osmanlı Devleti’nin bütün dış borçlarını kapatmayı, hattâ beraberinde küllî bir miktar da para yardımında bulunmayı teklîf etmişti. Şu kadar var ki pâdişah, bunun İslâm’ı küfrün karşısında tahkir etmek ve milyonlarca müslümanın katline fetvâ vermek anlamına geldiğini çok iyi bildiğinden, onların bu çirkin isteklerini şiddetli ve kesin bir dille reddediyor; Osmanlı topraklarını pây-mâl etme niyetine dayanan bu çirkin oyunu bozarak, bu sinsi yahudiye gür bir sesle; “Ben onlara bir karış dahî toprak vermem! Zira bu vatan bana değil, Osmanlı milleti’ne aittir! Benim milletim bu vatanı kanlarını dökerek … Yazının Devamı »
Filed under: TÜRKLER ve OSMANLI İMPARATORLUĞU
İkinci Mahmud Han (1808-1839)
İkinci Mahmud Han (1808-1839): İkiyüzlülükten ve döneklikten başka bir icraatta bulunmayan, işleri güçleri tükürdüklerini yalamak olan küffârın, verdikleri sözü dâimâ bozdukları târih boyunca dâimâ rastlanan ve bilinen bir gerçekti. Zaten Allah-u Teâlâ Kelâm-ı kadîm’inde; “Sen kendileriyle andlaşma yaptığın hâlde, onlar her defâsında hiç çekinmeden andlaşmalarını bozarlar.” (Enfâl: 56) Buyurarak, küffârın bu çirkin tıynetine açıkça işâret etmişti. İşte Sultan İkinci Mahmud da; verdikleri hiçbir sözde durmayan, yaptıkları anlaşmayı her defâsında bozan, sözleriyle icraatları birbirini tutmayan iki yüzlü kâfirlere duyduğu öfke ve nefreti bir defâsında açıkça dile getirerek; “Frenkler’in âdetleridir; kendilerinin evvelce söyledikleri sözden vazgeçmeğe aslâ utanmazlar, hemen kendilerine menfaat sağlayacak iş ne ise onu öne sürmeye bakarlar!” demişti. (Fuat Ezgü, “Osmanlı İmparatorluğu – Amerika Birleşik Devletleri Münâsebetleri”, İÜ Edebiyat Fak. Dok. Tezi, s. 96-97.) … Yazının Devamı »
Filed under: TÜRKLER ve OSMANLI İMPARATORLUĞU
Sultan Üçüncü Selim (1789-1807)
Sultan Üçüncü Selim (1789-1807): Sultan Üçüncü Selim Han bir gün sabahın erken saatlerinde, küffar kayıkçılarının edepsiz bir tarzda, bağırıp çağırarak Topkapı Sarayı’nın önünden geçtiklerine şâhid olmuş; İslâm hükümdârına, hem de kendi sarayının önünde böyle bir terbiyesizliğe cür’et eden kâfirleri, bir daha böyle bir küstahlığa cür’et ettikleri taktirde sorgusuz-suâlsiz katledeceğini fermân buyurmuştu: “Bu gece sabâha yakın Frenk gemicileri sandal ile türkü çağırıp saray önünden geçdiler ve birkaç def’adır ediyorlar. Reis Efendi’ye tenbîh eyle, bi’l-cümle elçilere ve Frenkler’e tenbîh eylesin; bir daha öyle edepsizlik etmesinler, her kim olursa olsun aman vermeyip katlederim! Sonra bizim adamımızdır derler ise, Re’îs Efendi’ye havâle ederim, şiddetle tenbîh edesin!..” (Enver Ziyâ Karal, “Selim III’ün Hatt-ı Hümâyûn’ları”, s. 99, bas.: 1946) Bir defâsında da Fransız elçisi haddini aşıp Bâb-ı Âlî’ye ulu-orta tâlimat vermeye yeltenerek, devletin içişlerine kendi kendine müdâhale etmeye … Yazının Devamı »
Filed under: TÜRKLER ve OSMANLI İMPARATORLUĞU
Birinci Abdülhamid Han (1774-1789)
Birinci Abdülhamid Han (1774-1789): Sultan Birinci Abdülhamid Han Osmanlı Devleti’nin içinde yaşadığı hâlde, küffarla gizli-kapaklı görüşmeler yapan ve hıristiyan tebaaya el altından isyan tohumları ekmeye kalkışan Fener Rum patriğine, şu tehdîdinin kesin olarak iletilmesini emir buyurmuştu: “Hâtır-ı hümâyûnuma gelen, rum patrîkine şu mutlakâ tenbîh olsa ki; ‘Eğer sizden râ’iyyeti (gözetilmeyi) kabûl eden re’âyâdan (gözetim altındakilerden) birisi kefere tarafına gider ise, evvelâ seni kilise kapısına asar ve sonra o re’âyâ semtinin papası(nı) îdam ve o re’âyâ elimize girer ise beraberindekiler ile beraber katl olunur ve kiliseniz yerle bir olunur!’” (Başbakanlık Osmanlı Arşivi, A., nr.: 177) Ruslar’la yapılan savaş süresince gözüne günlerce uyku girmeyen Sultan Birinci Abdülhamid, Özi kalesinin düştüğünü haber alınca ne yapacağını şaşırmış ve kendisine bir hastalık peydâ olup vezîrine hitâben şu hatt-ı hümâyûnu yazmıştı: “Benim vezîrim, Allah-u Teâlâ’nın takdiriyle, Özi’nin düşman eline giriftâr … Yazının Devamı »
Filed under: TÜRKLER ve OSMANLI İMPARATORLUĞU
Üçüncü Mustafa Han (1757-1774)
Üçüncü Mustafa Han (1757-1774): Üçüncü Osman’dan sonra tahta geçen Sultan Üçüncü Mustafa Han da, sabah ve akşam namazlarında câmii etrâfında dolaşarak ibâdet ve taatla meşgul olan müslümanlara rahatsızlık veren kâfirlerin, câmiinin etrâfından geçmelerini hatt-ı hümâyûn ile kat’î bir sûrette yasaklamıştı: “İstanbul kâdîsına hüküm ki: Dâvûd Paşa yakınında bulunan eski vezîr-i a’zam Ali Paşa câmi’-i şerîf’inin vakıfları ve sâir rızık sahipleri huzûr-u sa’âdetime arz-u hâl edip, zikrolunan câmi’in Altımermer tarafında bulunan kapısının çevresinde müslümanlar için konulan hususî yolun sonu Çınâr yoluna çıkıp, sabâh ve akşam namâzlarında ve sâir vakıtlarda imâm mihrabda Kur’ân-ı Kerîm tilâvet ederken, Samatya’da ve ol civârda oturan kefere tâ’ifesinin geçişlerine sayısız umûmî yol var iken, ayrı tutulan ümmet-i Muhammed’e eziyyet etmek için, ihâneten kiliselerine müslümanların hâss yolundan geçerek ve dolaşarak ve türlü türlü cevr-ü ezâya başlamakla ümmet-i Muhammed’e ta’cîz ve … Yazının Devamı »
Filed under: TÜRKLER ve OSMANLI İMPARATORLUĞU