Anasayfa Ziyaretçi Defteri

 

Vuslat Kervanı » TÜRKLER ve OSMANLI İMPARATORLUĞU

Sultan Üçüncü Osman (1754-1757)

 Sultan Üçüncü Osman (1754-1757): Osmanlı Devlet hukûkuna göre; kâfirlerin yayılmalarını ve devlette çoğunluk sağlamalarını önlemek için, müslüman bir kimsenin evini veyâ arsasını kâfirlere satması kesin olarak yasaklanmıştı. Zira böyle bir durumda; kâfirlerin o yerde zamanla söz sahibi olması ve İslâm’ın yavaş yavaş ortadan kalkıp küfrün yerleşmesi ihtimali vardı. Nitekim Sultan Üçüncü Osman da, öteden beri ciddî bir tedbir olarak uygulanan bu kanunun ihlâl edildiğini duymuş ve bu mühim kanunun tatbiki hususunda çok dikkatli davranılmasını emir buyurmuştur: “Hâssa bostancıbaşısına hüküm ki; Râbi’â adlı hâtun huzûruma arz-u hâl edip, mülkiyyet veyâhud vakfiyyet üzre, ehl-i İslâm illerinde tasarruflarında bulunup müslümanların yurdu bulunan menzillerin ve evlerin sahiblerinden biri menzilini ve boş arsasını bırakıp satmak murâd eyledikde, yine ehl-i İslâm’dan birine satıp ehl-i İslâm’a mahsûs evlerin ve arsanın hıristiyanlardan gerek zımmî, gerek başkasına satılması şer’an men’ ve yasak … Yazının Devamı »

Filed under: TÜRKLER ve OSMANLI İMPARATORLUĞU

Sultan Birinci Mahmud (1730-1754)

 Sultan Birinci Mahmud (1730-1754): Sultan Birinci Mahmud Han da dîn-i İslâm’a içten ve dıştan yöneltilmek istenen küfür ve fesad ateşini söndürmek için büyük çaba sarfediyor; cephede çarpışan askerlerine Allah ve Resul’ünün cihad hakkındaki emirlerini hatırlatıp, onları din uğrunda ve devlet-i âliyye yolunda çarpışmaya teşvik ederek; “Sen ki, hamiyyet-perver seraskerim Abdullah Paşa ve siz ki, onun mâiyyetine me’mur askerimsiniz. Cümleniz berhudâr olasınız! Zâtınızda mevcûd olan din gayreti îcâbınca kışa ve yağmura bakmayıp, Revân taraflarına sefere gayret edip vardığınız haberini işitdim. Cümleniz pâdişâhâne hayır duâma mazhar olmuşsunuzdur. Göreyim sizi! Gayret kuşağını kuşanıp, Kur’ân-ı Azîmüşşân’da buyurulan; ‘Resul’üm! Müminleri savaş için coştur!’ (Enfâl: 65) Âyet-i kerîme’si ve Peygamber’imiz Hazretleri’nin; ‘Cennet kılıçların gölgesi altındadır!’ Hadîs-i şerîf’leri mûcebince, Ashâb-ı kirâm’ın ve ehl-i sünnet’in düşmanlarının üzerlerine saldırıp, öyle mel’unları kahr-u perîşân edip, din uğrunda ve devlet-i aliyyem yolunda … Yazının Devamı »

Filed under: TÜRKLER ve OSMANLI İMPARATORLUĞU

İkinci Mustafa Han (1695-1703)

  İkinci Mustafa Han (1695-1703): İkinci Ahmed Han’dan sonra Osmanlı tahtına oturan Sultan İkinci Mustafa Han da, hükümdarlığı müddetince dâimâ din-i İslâm’ın intişârına, küfrün ve kâfirlerin hezîmetine ve mahvına çalışmış; bu dönemde Osmanlı ordusu Nemçe, Leh, Venedik, Rus ve İngiliz orduları ile kıran kırana cephede çarpışmıştı. Defterdar Sarı Mehmed Paşa’nın ifadesine göre; o bunu yalnız Allah-u Teâlâ’nın “Kâfirlerle ve münâfıklarla savaş” emrini yerine getirmek için yapmıştı: “Osmanoğulları’nın sürûru, adâlet, emniyet ve emân ikliminin şâhı şevketli Pâdişâh’ımız Sultân Mustafa Han Hazretleri, 1106 senesinde izzet ve nâmûs tahtı üzerine sa’âdetle cülûs buyurduklarında; ‘Kâfirlerle ve münâfıklarla cihad et!’ (Tevbe: 74) emr-i şerîfi üzere, ateş saçan kılıncının parıltısı ile küfr ve nifâk zulmetinin mahvına nihâyetsiz gayret buyurmuşdu.” (“Zübde’-i Vekâyi’ât”, s. 639.) … Yazının Devamı »

Filed under: TÜRKLER ve OSMANLI İMPARATORLUĞU

Sultan İkinci Ahmed (1691-1695)

Sultan İkinci Ahmed (1691-1695): İkinci Ahmed Han Varadin kalesinin muhâsarasını emir buyurunca; sadrâzam bütün vezirleri, paşaları, kaptan paşaları ve askerleri biraraya toplayıp, kendilerine düşmanın toplarından, silâhlarından ve ordusundan sözederek savaşıp savaşmamak konusunda fikirlerini sormuştu. Sadrâzamı dikkatle dinleyen Osmanlı askerleri, sağlam bir imân ve güçlü bir itikâdla hep birden: “Cihad diyârı olan Belgrad’dan hareket ve din düşmanı üzerine sefer olunup, İ’lâ-yı Kelimetullâh için cân ve başımız fedâ ve karınca mesâbesindeki vücûdumuzu din-i mübîn uğrunda ifnâ edelim; on seneden beri İslâm askerini meydana da’vet eden mağrûr küffârı Hâlik’ın yardım ve inâyetiyle kahredelim!..” diye haykırdılar.(“Anonim Osmanlı Târihi / 1688-1704”, s. 82.) Bir müddet sonra küffar devletlerinin birleşerek, bölgeye kalabalık bir haçlı gürûhu gönderdiğini haber alan Osmanlı neferleri; “El-küfrü milletün vâhidetün: ‘Küfür tek millettir.’” Hadis-i şerîf’i mucibince, küfür ehli İslâm’a karşı bir ve beraber olduğuna göre, … Yazının Devamı »

Filed under: TÜRKLER ve OSMANLI İMPARATORLUĞU

Sultan Dördüncü Mehmed (1648-1687

Sultan Dördüncü Mehmed (1648-1687): İçteki hâinlerin ve dıştaki kâfirlerin Osmanlı Devleti’ni el birlik yıkmaya çalıştığı, kâfirlerin ve münâfıkların fitne ve fesadının ayyûka çıktığı bir dönemde, küçük bir çocukken pâdişah olan Sultan Dördüncü Mehmed, bâzı güvenilir saray erkânının tavsiyesi üzerine Köprülü Mehmed Paşa’yı sadrâzamlığa getirmiş; içteki ve dıştaki hâinlerin temizlenmesi için ona kayıtsız-şartsız yetki vermişti. Osmanlı ile dost ve müttefik gibi görünen Fransa, ikiyüzlü ve çirkin bir siyâset güderek bir taraftan Osmanlı’nın her konuda yanındaymış gibi gözüküyor; diğer taraftan da devletin sinsi sinsi kuyusunu kazmaktan, kazanlara el altından destek olmaktan çekinmiyordu. Üstelik utanmadan bir de, savaş hâlinde oldukları İspanyollar’a karşı Osmanlı’nın askerî gücünden yararlanmaya çalışıyor, Köprülü’nün huzûruna peşpeşe elçi gönderiyordu. Şu kadar var ki, Köprülü onların çevirdiği dalaverelerden haberdar olduğu için; onları ya huzûrundan kovuyor, ya da aşağılayıcı muâmelelerde bulunuyordu. Hattâ bir defâsında … Yazının Devamı »

Filed under: TÜRKLER ve OSMANLI İMPARATORLUĞU

Sultan Dördüncü Murad Han (1623-1640)

Sultan Dördüncü Murad Han (1623-1640): Osmanlı pâdişahlarının en güçlülerinden ve kuvvetlilerinden olan Sultan Dördüncü Murad Han; imanla küfür arasındaki berzaha inceden inceye dikkat eder, müminlerle kâfirlerin aynı kefeye konulmaması için yapılması gereken her türlü müdâhalenin, bir an dahî geciktirilmeden mutlaka yapılmasını emrederdi. Kâfirlerin müslümanlarla aynı elbiseleri giymelerini ve çarşıda müslümanlar gibi at üstünde gezmelerini yasaklayıp, ehl-i küfrün kaldırımda müslümanlarla yanyana geldiklerinde kaldırımdan derhâl inmelerini ve her hususta mutlaka tahkir edilmelerini emreden şu fermânı, onun bu hassâsiyetinin apaçık bir örneğiydi: “İstanbul kâdîsına hüküm ki; Kefere tâ’ifesi ata binmeyip ve samur kürk ve firengî kaftan ve atlas giymeyip ve avretleri dahî müslümân tarzında ve üslûbunda gezmeyip ve pars giymeyip, ve’l-hâsıl elbiselerinde ve tarz-ı üslûplarında tahkir ve zelil kılınmak şer’an ve kanûnen dinin mühim işlerinden iken; bir nice zamandan beri ihmâl olunup, hâkimlerin müsa’âdesi ile kefere … Yazının Devamı »

Filed under: TÜRKLER ve OSMANLI İMPARATORLUĞU

Üçüncü Mehmed Han(1595-1603)

Üçüncü Mehmed Han(1595-1603): Eğri kalesi fethedilmeden önce, serdâr-ı ekrem Câfer Paşa küffarın çokluğundan ve silâhlarının fazlalığından endişeye düşerek, pâdişâha bir ulak gönderip; “Yere batasıca kâfirlerin nihayeti yok, gâlip gelme ihtimalleri bizden çok! Taburları, topları ve tedâriklerinin fazla olduğu ortada!” deyince, şecaat ve basîret sahibi bir zât olan vezîriâzam İbrâhim Paşa; “Kefereden korkup mânâsız kelimeler izhâr edersiniz! Paşanız tedbîrini kötü etmiş!” deyip mektubu pâdişâha götürmelerine izin vermemişti. Aynı mektup birkaç defâ gelip de, Paşa mektubun pâdişâha ulaşmasına her defâsında engel olunca, bu kez gelen kişi: “Devletli Paşa! Dinsiz kâfirler yedi krallardır ve üç yüz bin keferedir. İ’timâdınız yok; dar zamandır! Hakk Sübhânehû ve Te’âlâ paşamızı hatâdan muhâfaza etsin! Orada olan bir alay askerlerin, imdâda eğer bir tedârik olmazsa, hemen kasıtları ordudur!” dediği zaman, Şeyhülislâm Hoca Sa’deddin Efendi yine vezîriâzamdan yana tavır … Yazının Devamı »

Filed under: TÜRKLER ve OSMANLI İMPARATORLUĞU

Sultan Üçüncü Murad (1574-1595)

Sultan Üçüncü Murad (1574-1595): Sultan Üçüncü Murad Han, Ebû Eyyub el-Ensârî -radiyallâhu anh-in türbesinin çevresinde pis ve murdar kâfirlerin dolaşmasının, bu pak ve temiz sahâbenin rûh-ı şerîf’lerine rahatsızlık vereceğini düşünerek, hâsslar kadısına kâfirlerin bu civarda dolaşmasını yasaklayan şu hükmü göndermişti: “Hâss’lar kadısına hüküm ki; ‘Hazret-i Ebû Eyyûb el-Ensârî -’aleyhi rahmetü’l-Bârî- türbe’-i şerîfe’sinin etrâfında ekmekçi ve börekçi ve yoğurtcu ve pazarcı vesâ’irlerin emsâli çarşı esnâfından ve ırgadlar tâifesinden ve gayrıdan, kefere cinsinden bir ferd iskân etmiş ve yerleşmiş olmaya!’ diye nice def’a Hükm-i hümâyûn’um gönderilmiş iken, yine o emr-i şerîf’ime muhâlif, türbe etrâfında kefere tâ’ifesinden çokluk kimseler mesken tutmuş oldukları işitildi. Şimdi, daha önce bu bâbda sâdır olan Fermân-ı hümâyûn’um evvelden olduğu gibidir. Buyurdum ki; (emr-i şerîf’im sana) vardıkda, bu bâbda bizzât mukayyed olup, zikrolunan türbe-i şerîf etrâfında olan çarşı ahâlîsini getirip, … Yazının Devamı »

Filed under: TÜRKLER ve OSMANLI İMPARATORLUĞU

Sultan Üçüncü Murad (1574-1595)

Sultan Üçüncü Murad (1574-1595): Sultan Üçüncü Murad Han, Ebû Eyyub el-Ensârî -radiyallâhu anh-in türbesinin çevresinde pis ve murdar kâfirlerin dolaşmasının, bu pak ve temiz sahâbenin rûh-ı şerîf’lerine rahatsızlık vereceğini düşünerek, hâsslar kadısına kâfirlerin bu civarda dolaşmasını yasaklayan şu hükmü göndermişti: “Hâss’lar kadısına hüküm ki; ‘Hazret-i Ebû Eyyûb el-Ensârî -’aleyhi rahmetü’l-Bârî- türbe’-i şerîfe’sinin etrâfında ekmekçi ve börekçi ve yoğurtcu ve pazarcı vesâ’irlerin emsâli çarşı esnâfından ve ırgadlar tâifesinden ve gayrıdan, kefere cinsinden bir ferd iskân etmiş ve yerleşmiş olmaya!’ diye nice def’a Hükm-i hümâyûn’um gönderilmiş iken, yine o emr-i şerîf’ime muhâlif, türbe etrâfında kefere tâ’ifesinden çokluk kimseler mesken tutmuş oldukları işitildi. Şimdi, daha önce bu bâbda sâdır olan Fermân-ı hümâyûn’um evvelden olduğu gibidir. Buyurdum ki; (emr-i şerîf’im sana) vardıkda, bu bâbda bizzât mukayyed olup, zikrolunan türbe-i şerîf etrâfında olan çarşı ahâlîsini getirip, … Yazının Devamı »

Filed under: TÜRKLER ve OSMANLI İMPARATORLUĞU

İkinci Selim Han (1566-1574)

İkinci Selim Han (1566-1574): İkinci Selim Han, küffarın saldırısına mâruz kalan Açe Sultânı Alâeddin Riâyet-şah’a yazdığı mektupta; Hint sâhillerinde dolaşan kâfirlere hadlerinin bildirilmesi ve Resulullah Aleyhisselâm’ın düşmanlarının rezil ve zelil kılınması için, “küffar”a karşı ne kadar isterse istesin, kendisine o kadar çok asker gönderileceğini açıkça ifade ediyordu: “Hakk Te’âlâ’nın -azze ve celle- devlet ve saltanat kapımıza evvelden beri yaptığı âlî yardımlar, söze ve hesâba sığdırılmaktan çok ötedir. İnşâa’llâhu Te’âlâ o taraflarda dahî İslâm memleketlerini istilâ eden din-i mübîn’in hasımları ve Seyyidü’l-Mürselîn’in -aleyhi’s-salâtü ve’s-selâm- apaçık düşmanlarının zarar ve dalâletlerinin def’i için, teçhizatlı muzaffer askerlerimizden o tarafa da dâima gönderilecekdir!” (Başbakanlık Osmanlı Arşivi, “Mühimme Defteri”, nr.: 7.) Sultan İkinci Selim bu mektubu yolladıktan bir süre sonra, gönderdiği askerî donanma ile istilâcı kâfirlere haddini bildirmiş; İslâm birliğini koruyan kudretli pençesinin dünyânın en ücrâ köşelerine kadar … Yazının Devamı »

Filed under: TÜRKLER ve OSMANLI İMPARATORLUĞU